
Avrupa’nın göbeğinde, sınır çizgilerinin adeta bir labirente dönüştüğü Baarle kasabası, dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir coğrafi karmaşaya ev sahipliği yapıyor. Belçika’ya bağlı Baarle-Hertog’un küçük toprak parçaları, Hollanda’daki Baarle-Nassau bölgesinin içine adeta birer yapboz parçası gibi dağılmış durumda. Sınır çizgilerinin sokakları, dükkanları, bahçeleri ve hatta evleri tam ortadan keserek ilerlediği bu kasabada, Loveren Caddesi’nde bulunan tarihi bir ev ise sınır karmaşasının en sıra dışı örneği olarak dikkat çekiyor.
ÖN KAPI KURALININ ÇARESİZ KALDIĞI AN
Baarle’de sınırın içinden geçtiği yapılar için nesillerdir uygulanan ve “ön kapı kuralı” adı verilen çok net bir yasa bulunuyor. Bu kurala göre bir evin giriş kapısı hangi ülkenin topraklarında kalıyorsa, o ev sakinleri resmi olarak o ülkenin nüfusuna kaydediliyor. Evin elektrik, su, telefon ve televizyon gibi temel altyapı hizmetlerinin hangi ülkeden alınacağı da tamamen bu kapının konumuna göre netleşiyor. Ancak Loveren Caddesi’ndeki tarihi yapıda bu kural tamamen işlevsiz kalıyor çünkü evin dış kapısı tam sınır çizgisinin üzerinde yer alıyor.
Ön kapı kuralı uygulanamayınca, yerel yetkililer ev sahiplerine nadir görülen bir hak tanıyarak iki ülke arasında seçim yapma özgürlüğü vermiş. Yerel turizm kuruluşlarının da doğruladığı üzere, yapı bu benzersiz konumu nedeniyle günümüzde her iki ülkeye ait resmi adresleri de bünyesinde barındırıyor. Kapının iki yanına asılan ve ülkelerin kendi bayrak renklerini taşıyan levhalardan sol taraftaki Belçika’ya bağlı Loveren 2 adresini, sağ taraftaki ise Hollanda’ya bağlı Loveren 19 adresini temsil ediyor.
DÜNYANIN EN KÜÇÜK TOPRAK PARÇASINDA YAŞAM
Bu evin sıra dışı özellikleri sadece adres karmaşasıyla da sınırlı değil. Ev, coğrafi olarak Belçika toprağı sayılan ve “H7” olarak adlandırılan özel bir enklavın üzerinde yükseliyor. Dünyanın en küçük enklavı olarak kabul edilen H7 bölgesi, sadece 2 bin 469 metrekarelik bir alana ve 214 metrelik bir çevre uzunluğuna sahip. O kadar küçük bir yer ki, 2016 yılı kayıtlarına göre bu minik toprak parçası üzerinde sadece üç kişi yaşamını sürdürüyordu.
BELÇİKA’DA UYUYUP HOLLANDA’DA ÇALIŞTILAR
Evin tam sınırın üzerindeki bu benzersiz konumu, 1939 yılındaki Hollanda seferberliği sırasında tarihe geçecek kadar tuhaf ve komik bir olaya da zemin hazırlamış. Dönemin askeri hareketliliği sırasında Hollandalı askerler, binanın kısmen Belçika sınırları içinde kaldığını bilmeden eve yerleşmişler. Belçikalı yetkililerin durumu fark edip müdahale etmesi üzerine, iki ülke arasında diplomatik bir kriz çıkmaması adına askeri odalardaki yataklar ile çalışma masalarının yerleri apar topar değiştirilmiş.
Bu yer değişiminin gerekçesi ise en az evin konumu kadar akılalmaz nitelikteymiş. Yapılan anlaşmaya göre Hollandalı askerlerin Belçika topraklarında uyumasına izin verilirken, burada askeri bir çalışma yürütmeleri uluslararası hukuka aykırı bulunarak kabul edilmemiş. Bu yasağı delmemek adına askerlerin çalışma masaları evin Hollanda tarafında kalan odalarına, yatakları ise sınırın diğer tarafına, yani Belçika toprağına taşınmış. Böylece askerler mesailerini Hollanda’da yapıp, uyumak için odanın diğer ucundaki Belçika’ya geçmişler. Günümüzde bu olay, kasabayı ziyaret eden gezginlerin en çok ilgisini çeken hikayelerden biri olarak yerel turizm kaynaklarında popülaritesini korumaya devam ediyor.

