Vance’in Trump’tan önce tahliye edilmesi, 27 Nisan 2026 tarihinde gerçekleşen bir etkinlikte yaşanan gerginlik sonrasında büyük tartışmalara yol açtı. Canlı yayında yemek servisi sonrası salonda ani bir gerilim meydana geldi. Yükselen sesler üzerine koruma ekipleri, uzun namlulu silahlarla olaya müdahale etti. Olay sırasında saldırganın hızla yakalandığı bilgisi geldi ve otel lobisinde etkisiz hale getirildiği anlar basına yansıdı. Yaşanan olayda bir Gizli Servis ajanının yaralandığı, ancak sağlık durumunun stabil olduğu açıklandı.
Vance’in Trump’tan önce tahliye edilmesi, sosyal medya ve ABD basınında yoğun şekilde ele alındı. Bazı yorumcular bu durumu güvenlik önceliklerinin yanlış belirlenmesi olarak nitelendirirken, eski bir istihbarat analisti ise bunun bir “prosedür hatası” olduğunu savundu. Eleştirilerde, kriz durumunda önceliğin her zaman başkanın olması gerektiği vurgulandı.
Güvenlik birimleri arasındaki koordinasyon eksikliği de eleştirilerin odak noktası oldu. İddialara göre, başkan ve başkan yardımcısının farklı koruma ekipleri tarafından korunması, tahliye sürecinde farklı hızlarda hareket edilmesine neden oldu. Yetkililer ise, Başkan Yardımcısı’nın ekibinin doğrudan tahliye odaklı hareket ettiğini, Başkan’ın ekibinin ise önce tahliye koridorunu güvenli hale getirmeyi beklediğini belirtti. Bu nedenle Vance’in daha hızlı bir şekilde çıkarıldığı ifade edildi.
Trump, olayla ilgili yaptığı açıklamada, olay yerinden geç ayrılmasının kendi isteği olduğunu belirtti. Güvenlik ekiplerinin daha hızlı hareket etmesini kendisinin engellediğini ifade eden Trump, tahliye sırasında yere çökmesinin önerildiğini de dile getirdi.
ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri ise olayda bir güvenlik açığı olmadığını vurguladı. Saldırganın balo salonuna ulaşmadan etkisiz hale getirilmesi, güvenlik açısından bir başarı olarak değerlendirildi. Ancak etkinliğin “Ulusal Özel Güvenlik Etkinliği” statüsünde düzenlenmemesi, güvenlik önlemlerinin daha düşük seviyelerde tutulmasına neden olarak eleştirildi. Otelin halka açık bir alan olması ve güvenlik sorumluluğunun farklı birimler arasında net olarak ayrılmaması da eleştirilerin odağında yer aldı. Otelin genel alanları ile koruma çemberi arasındaki “ara bölgelerde” yaşanan yetki karmaşası dikkat çekti.
Siyasi çevreler de, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu yönünde sert eleştirilerde bulundu. Üst düzey devlet yetkililerinin aynı ortamda bulunduğu etkinliklerde daha sıkı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği dile getirildi.
ABD’deki tahliye protokolleri, başkan ve başkan yardımcısının aynı anda tehdit altında olduğu durumlarda iki farklı strateji devreye sokarak, başkanın fiziksel koruma çemberi içinde tutulmasını ve başkan yardımcısının güvenli bir bölgeye tahliye edilmesini öngörüyor. Bu uygulamanın amacı, mümkün olan en kısa sürede devlet yönetiminin kesintiye uğramadan sürdürülebilmesini sağlamak.
Yetkililer olayın prosedürlere uygun şekilde yönetildiğini savunsa da kamuoyundaki tartışmalar devam ediyor. Özellikle güvenlik önlemlerinin yeterliliği ve kriz anındaki önceliklerin doğru belirlenip belirlenmediği konuları, önümüzdeki günlerde de tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.